
Hemen hergün şehit haberleri duymaktan bıktık. Bugünde iki şehit vermişiz. Terörle mücadelede büyük başarılar kazanmış bu konuda başka ülkelere örnek olabilmiş bir ülkenin ordusunun böylesine ardı arkasına saldırılarda kayıplar vermesi kabul edilebilir bir durum değil.
Bu ordunun kahramanlığında bir sorun olmadığına göre başka sorunlar var. Demekki terörle mücadele ediyormuş gibi görünüp aslında etmiyoruz. 90 lı yılların başında yine ABD 'nin ırak işgalinden sonra sonra artan hatta azgınlaşan PKK terörünü nasıl yokettiğimizi tekrar hatırlamamız gerektiğini düşünüyorum.
1-Öncelikle terörle mücadele romantik duygularla çözülemez. Açıkoturumlarda sıkça duyduğumuz "Kardeşim silahla çözemedik başka türlü davranmak lazım" gibi gevşek düşüncelere kapıları kapatmanın zamanı geldi. Karşımızdaki örgüt habire kalleşçe saldırmaya devam ettikçe bizim romantik duygulara kapılmamız yönetim açısından Atatürk'ün dediği gibi "gaflet" ile ifade edilebilir. Dünyada terörü zeytin dalı uzatarak çözmüş bir tane örnek bulamazsınız. Teröristleri yaptıklarına pişman edecek kadar sert ve kararlı olmamız gerekiyor. Haburdan sükse yaparak giren, büyük bir aymazlıkla buyur ettiğimiz teröristlerin güvenlik güçleri üzerinde nasıl bir etkisi olacağını ben ozaman oturduğum yerden algılamıştım. Ama "gaflet" içindekiler bunu öngöremedi. Maalesef şimdi analar daha çok ağlıyor.
2-Bölge halkını kazanmak. En sık duyduğumuz ikinci cümlede bu. O bölgeden birisi olarak şunu net söylemeliyimki bölge halkı çoğunlukla güce tapar. Güç kimdeyse onunla kolkola girmek eğilimdedir. PKK güçlü ve korku salıyorsa siz o korkuyu yokedecek TSK nın korkusunu yerleştirmedikçe bölge halkını kazanmış olamazsınız. Şimdiki savunma amaçlı birliklerle terörle mücadele etme fikri tamamen bir aymazlık. Bunu bu şekilde çözemeyeceğimizi 1992 deki PKK nın 24 saatlik şırnak baskınında anlamış ve saldırgan bir mücadeleye dönmüştük. Demekki biz daha saldırgan olacağız. Bu mücadelenin profesyonellerini tekrar oluşturmak yada garip suçlamalarla içeri tıktığımız bu adamları kodesten çıkarmak(!) zorunluluğu doğacakki yönetimin hakikaten bunu yapmak isteyeceğini sanmıyorum. Bunu düşünmediklerini her saldırıdan sonra sanki PKK'yı temize çıkarmak, aklamak istermiş gibi garip demeçlerden anlamak mümkün.
Halbuki her problemin bir çözümü vardır ve terörle mücadele edilmesinde kullanılan metodlar hoşumuza gitmesede bilimsel metodlardır. Bu acı şerbeti içmemek için yapılan saldırıları sanki bu özel birliklerin oluşturulmasını birileri özellikle istermiş ve bu yüzden PKK yı kullanırmış gibi davranmak hakikaten bir hıyanet değilse bile gafletten başka bir cümleyle ifade edilemez. Böyle saldırgan birlikler oluşturmadıkça bu sinir bozucu şehit haberlerini hergün dinliyor olacağız.
3-Avrupa Birliği uyum yasaları safsatası. Ülkemizin gerçekleri ile bağdaşmayan birtakım düzenlemelerle terörle mücadele tam anlamıyla komediye döndü. Ben buna playstaion oyunu yada tavşan tazı kovalamacası adını uygun gördüm. Gündüz terörist olduğunu bilseniz dahi dokunamadığınız birtakım adamların gece olunca dağdan size kalleşçe saldırdıktan sonra "geniş çaplı operasyonlara" girişmek yani "tavşana şehirde dokunma dağda yakala" gibi bir absürd yaklaşımın oluştuğunu üzülerek görüyoruz. Diğer ülkelerdeki terör saldırılarına bakın. Hiç böyle bir yaklaşım bulamazsınız. En ufak terörist şüphesi olan herkesi en sert şekilde cezalandırırlarki buna cesaret edecekler kırk kere düşünsün. ABD terörist şüphesiyle yedi sülaleyi izler. Bizde de böylesi bir istihbarat ağının kurulduğuna eminim. Ama sorun herhangi bir kişiyi terörist şüphesiyle sorgulayamamaktan kaynaklanıyor.Avrupa Birliği uyum yasaları sağolsun !
4-Terörle mücadele milletle yapılır. Millet size destek vermez yada bu konuda umudu kırılırsa birdaha mücade etmekten bahsedilemez. O halde haburda teröristleri karşılama töreni gibi skandallarla bu halkın moralini bozacak davranışlardan kesinlikle uzak durmak gerekiyor. Halk ordusuna güveniyor ve askerine baktığı zaman bir ışıltıyla bir umutla güvenle bakıyor.Bunu sarsacak her hareketten kaçınmak zorunluluğumuz var.
5-Türk Silahlı Kuvvetleri'de bu mücadelede hataları varsa bunları gözden geçirmeli. Halkın bu derece güvendiği ordusunun hata yapma lüksü artık kalmamış olsa gerektir. Dünyanın başka hiçbir ordusuna nasip olmayacak bir güven ve ışıltıdan bahsediyoruz. Bu ışıltı mertlik cesaret kahramanlık gibi çok onurlu nedenlerle oluşmuş bir güvenin adı. Durduk yerede oluşmuş değildir bu onur. İki büyük meydan savaşının sonucunda oluşmuş bir güven ve ışıltıdır bunun adı.
Sakaryada düşmanı durduran bir direnç, kahramanlık öyküsü ve bir yıl sonrada ikiyüz bin kişilik büyük bir düşman ordusunu hemen hemen aynı sayıda bir kuvvetle 4 gün gibi kısacık sürede yokeden bir gücün adı. Yani tüm dünyaya korku salan ve istenilirse yokedici bir savaş makinasına dönüşebileceğini ispatlayan bir ordu. Bu ihtişamlı, çok büyük zaferler sayesinde bu ülke kuruldu. Balık hafızalı ve unutkan bir millet olarak biz unutabiliriz ama dünya bu zaferleri unutmadı.
Onlar unutmadıkları için açıkca bir savaştansa taşeron örgütleri kullanmayı tercih ediyorlar. Hamasetten tamamen uzak olarak yabancıların söylediği gibi 30 Ağustos zaferi Türklerin anadoludan atılması fikrini enaz 1000 sene ötelemiştir. Henüz hiç bir savaş kaybetmemiş halkın haklı gururunu taşıyan Türk Silahlı Kuvvetleri gerektiğinde nekadar yıkıcı olduğunu dosta düşmana göstermesinin tamda zamanıdır. Bu konuda demokratta olamayız romantikte !